Süleyman Saim Tekcan            


Albrecht Dürer - Melencolia

Baskı resim başlığı altında ele almakta olduğumuz sanatsal yaratı, Batı’da grafik sanatlar olarak bilinmektedir. Almanların “orijinal print” olarak nitelendirdikleri kavram, Türkçeye baskı resim şeklinde çevrilmiş ve sanat literatürüne bu şekilde girmiştir. Son elli yıldır Avrupa ve Amerika’da birçok sanatçı ve galeri, baskı resim satarak yaşamlarını sürdürebilmişlerdir. Bu sanatçı ve galeriler için baskı resim sanatının yaşamsal bir işlevi olduğunu söyleyebiliriz. Bu, aynı zamanda çok önemsenen bir konudur. Baskı resim, geniş halk kitlelerinin alım gücüne hitap etmesi açısından, kültürlü, ekonomik imkanları dar olan orta sınıfların, bir sanatçının orijinal bir eserini satın alabilmelerine, evlerinde barındırabilmelerine olanak tanımıştır. Pablo Picasso, Salvador Dali, Henry Matisse gibi çok ünlü sanatçıların imzalarını taşıyan orijinal yağlıboya eserleri alma şansı olmayan kişiler, Avrupa’daki fuarlar ve baskı resim bienallerinde bu sanatçıların gravürlerini, taş baskılarını veya diğer tekniklerle yaptıkları çalışmalarını alabilmişlerdir. Bu, elli yıl içersinde Avrupa ve Amerika başta olmak üzere tüm dünyada birçok baskı resim koleksiyonerin yetişmesine de vesile olmuştur. Bugün dünyada artık büyük müzelerin yanında baskı resim müzelerini görmekteyiz. Bunların sayısı çok olmasa da Türkiye’de İMOGA (İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi) gibi dünya boyutunda bir müzenin olması, ülkemizin bir şansıdır. Bu müze bünyesindeki koleksiyonda dünyaca önemli yaklaşık 1800 yabancı sanatçının eseri yer almaktadır. Türk sanatı için yaklaşık 35 yıl içersinde üretilen ve birçok sanatçının çalışarak ve atölye imkanlarından yararlanarak ürettikleri eserlerle bu müzenin büyük bir koleksiyonu oluşmuştur. Buna bazı sanatçıların kendi atölyelerinde ve kendi çalışma imkanları içersinde ürettikleri eserler de katıldığı zaman Türkiye, Batı ölçeklerinde baskı resimi önemli kalitede ve önemli sayıda üretebilmeyi başarabilmiş ülkeler arasında sayılabilir. Baskı resimle birçok uluslararası sergi, Avrupa’da ve Amerika’da açılmış ve çok beğeni toplamıştır. Türk baskı resim sanatının çağımızı yakalayan özellikleriyle saygın yerini korumak, baskı resim sanatçılarının yaşamlarını sürdürebilmeleri için onlara destek olmak, bir devlet politikası olmasını da gerektirir. Bugün müzayedelerde ünlü imzaların baskı resimleri sergilenmekte ve satışa sunulmaktadır. Bu çalışmalar da, baskı resimin gerçek değerini, satın alma güçlerine uygunluğunu belgelemektedir.

Yazımızda özgün baskının ne olduğu, üretim aşamaları, çeşitli baskı resim teknikleri, özgün baskının numaralandırılması, korunma şekilleri, nasıl değerlendirileceği, kalite ve sunum konuları öne çıkacaktır.

Sanatçı, baskı resim tekniklerini, yaratımında bir teknik araç olarak kullanır. Yağlıboya, suluboya, akrilik, kolaj gibi baskı resimde kullandığımız çeşitli teknikler de bir üretim, yaratım aracıdır sanatçı için. Bu değişik teknikler taş baskı, elek baskı, gravür ya da linolyum olabilmektedir. Burada önemli olan resminizin hangi teknikle yapıldığı değil, hangisinin sizin sanatsal üretiminize, yaratımınıza hizmet edeceğidir. Sanatçı, tekniklerin tümü için bir ön çalışma yapar. Tıpkı bir tuval boyamak, bir suluboya yapmak gibi baskı resim de bir ön hazırlık gerektirmektedir. Bu ön hazırlık içerisinde sanatçının yapacağı ilk işlem, resmin görüntüsünün eskizlerini oluşturmaktır. Burada altı çizilmesi gereken nokta, insanların çoğu zaman özgün baskıdan söz ederlerken yanlış tariflerin ya da yanlış anlamaların ortaya çıkmasıdır. Örneğin bugün bile genel anlayışa baktığımız zaman tuval resim ya da yağlıboya resmin orijinal, baskı resimin ise orijinal değilmiş gibi algınlandığını yani toplumda bu anlamda büyük bir yanılgının olduğunu gözlemlemekteyiz. Oysa burada sadece farklı teknik yaratımlardan söz etmekteyiz. Bir eserin orijinal olması, o eserin hangi teknikle üretildiğine bağlı bir yargı değildir. Orijinallik, eserin sanatçının kendisi tarafından üretilmesi ve imzalanması ile mümkün olan bir gerçekliktir. Türkçemizde bu gibi bazı terimleri yanlış kullanarak, anlamlarını yitirmelerine neden oluyoruz. Çoğu zaman orijinal nitelemesini bir eserin estetik yargılaması için "değişik", "güzel" anlamında da kullanıyoruz, yine orijinallikle, özgünlüğü, eserin sanatsal anlamdaki kalitesini yanlış bir şekilde karıştırmış, kelimeye kendisine ait olmayan anlamlar yüklemiş oluyoruz. Hassasiyetle üzerinde durduğumuz konu şudur: Bir eser, sanatçının kendisi tarafından ister baskı resim tekniklerinden herhangi biri, ister yağlıboya, suluboya gibi bir teknikle üretilmiş olsun, her iki şekilde de orijinaldir ve sanatçı tarafından bizzat imzalanarak orijinal bir eser olarak sanatseverle buluşur. ARTESS, Çamlıca Sanat Evi'nde bu amaçla sanatçılara teknik hizmet ve yardım sunulurken, sanatçıların bizzat üretimin içinde olmaları konusunda ödünsüz bir çalışma prensibi yürütülmüştür. Hatta daha önce baskı resim çalışması yapmamış bazı sanatçılarımız, mevcut eserlerini özgün baskıda uygulamak istediklerinde bizim defansımızla karşılaşmışlardır. Çünkü bakıldığında çoğu sanatçımızın işlerinin tarzları açısından, sanatsal yetkinlik anlamında baskı resim tekniklerine uygun olmadığı görülmüştür. Bu gibi durumlarda çalışmalara başlamadan önce belli bir süre sanatçının atölyede baskı resim teknikleri ile yakından tanışıp öğrenmesi, sonuçlarını algılaması sağlanarak, daha sonra doğrudan baskı resime yönelik yeni çalışmalar üretmesi yoluna gidilmiştir. Bu işin doğrusu da budur; siz eğer suluboya tekniğiyle yapılmış bir resmin aynısını yağlıboya ile yapmaya kalkarsanız bu doğru olur mu? Hayır, zaten istediğiniz sonucu da alamazsınız. Sanatsal yetkinlik bakımından da aynı seviyeyi tutmaz. Bir tekniğin tadı ile diğerininki farklıdır ve her tekniği kendi keyifleri ile kullandığınızda sonuçları sanatsal anlamda tatmin edici olur.

Yazının ikinci bölümü 4 Ağustos Perşembe günü yayınlanacaktır.