Baskı resim başlığı altında ele almakta olduğumuz sanatsal yaratı, Batı’da grafik sanatlar olarak bilinmektedir. Almanların “orijinal print” olarak nitelendirdikleri kavram, Türkçeye baskı resim şeklinde çevrilmiş ve sanat literatürüne bu şekilde girmiştir. Son elli yıldır Avrupa ve Amerika’da birçok sanatçı ve galeri, baskı resim satarak yaşamlarını sürdürebilmişlerdir. Bu sanatçı ve galeriler için baskı resim sanatının yaşamsal bir işlevi olduğunu söyleyebiliriz. Bu, aynı zamanda çok önemsenen bir konudur. Baskı resim, geniş halk kitlelerinin alım gücüne hitap etmesi açısından, kültürlü, ekonomik imkanları dar olan orta sınıfların, bir sanatçının orijinal bir eserini satın alabilmelerine, evlerinde barındırabilmelerine olanak tanımıştır. Pablo Picasso, Salvador Dali, Henry Matisse gibi çok ünlü sanatçıların imzalarını taşıyan orijinal yağlıboya eserleri alma şansı olmayan kişiler, Avrupa’daki fuarlar ve baskı resim bienallerinde bu sanatçıların gravürlerini, taş baskılarını veya diğer tekniklerle yaptıkları çalışmalarını alabilmişlerdir.

Sanatçı, baskı resim tekniklerini, yaratımında bir teknik araç olarak kullanır. Yağlıboya, suluboya, akrilik, kolaj gibi baskı resimde kullandığımız çeşitli teknikler de bir üretim, yaratım aracıdır sanatçı için. Bu değişik teknikler taş baskı, elek baskı, gravür ya da linolyum olabilmektedir. Burada önemli olan resminizin hangi teknikle yapıldığı değil, hangisinin sizin sanatsal üretiminize, yaratımınıza hizmet edeceğidir. Sanatçı, tekniklerin tümü için bir ön çalışma yapar. Tıpkı bir tuval boyamak, bir suluboya yapmak gibi baskı resim de bir ön hazırlık gerektirmektedir. Bu ön hazırlık içerisinde sanatçının yapacağı ilk işlem, resmin görüntüsünün eskizlerini oluşturmaktır. Burada altı çizilmesi gereken nokta, insanların çoğu zaman özgün baskıdan söz ederlerken yanlış tariflerin ya da yanlış anlamaların ortaya çıkmasıdır. Örneğin bugün bile genel anlayışa baktığımız zaman tuval resim ya da yağlıboya resmin orijinal, baskı resimin ise orijinal değilmiş gibi algınlandığını yani toplumda bu anlamda büyük bir yanılgının olduğunu gözlemlemekteyiz. Oysa burada sadece farklı teknik yaratımlardan söz etmekteyiz. Bir eserin orijinal olması, o eserin hangi teknikle üretildiğine bağlı bir yargı değildir. Orijinallik, eserin sanatçının kendisi tarafından üretilmesi ve imzalanması ile mümkün olan bir gerçekliktir.

Hassasiyetle üzerinde durduğumuz konu şudur: Bir eser, sanatçının kendisi tarafından ister baskı resim tekniklerinden herhangi biri, ister yağlıboya, suluboya gibi bir teknikle üretilmiş olsun, her iki şekilde de orijinaldir ve sanatçı tarafından bizzat imzalanarak orijinal bir eser olarak sanatseverle buluşur.

ARTESS, Özgün Baskı Atölyesi’nde bu amaçla sanatçılara teknik hizmet ve yardım sunulurken, sanatçıların bizzat üretimin içinde olmaları konusunda ödünsüz bir çalışma prensibi yürütülmüştür.

Baskı resim çalışmasının aşamalarına dönersek hazırlanan eskizlerin daha sonra o tekniğe uygun kalıplara işlenmesi gerekir ve sanatçı bunu bizzat kendisi yapar. Yaptığı kalıpların zaman içerisinde değişik aşamalarında provalar yapar. İşte bu provalara biz sanatçı provaları diyoruz. O prova baskılar, sanatçıyı sonuçta arzu ettiği çoğaltmaya kadar getirir ve çoğaltmak için uygun gördüğü imajı o kalıplar üzerinde elde ettiği noktada da çoğaltma başlar. Böylece sanatçı 50 veya 100, tespit ettiği sayı oranında baskıyı bizzat kendisi gerçekleştirir. Gerçekleştirdikten sonra yapacağı işlem, onun altını numaralamak ve orijinal imzasını o çalışmanın üzerine atmaktır. Burada iki evre söz konusudur. Bir kalıbın hazırlanması süreci ve o süreçte değişik renklerle, değişik kademelerde yapılan provalar vardır ve bu provalar, "E/A" olarak imzalanır. E/A aslında Fransızca'da "Epreuve d'Artist" olarak geçen, Türkçedeki karşılığı deneme baskısı veya prova baskısı olan, İngilizce "Artist Proof", Almanca "Probedruck" diye tabir edilen, sanatçının numaralı baskıya geçmeden önce baskının karar aşamalarında ürettiği, ancak bu aşamada çıktığı halde sanatçı tarafından beğenilerek seçilen belli sayıda imzalanan iştir. Bu işlerin dışındakiler imha edilir. Bu aşamadan yani eserin baskı kararları verilip oluşumu tamamlandıktan sonra numaralı baskıların yapımı başlar. Numaralandırılacak işler üretildikten sonra sanatçı ve atölyenin ortak gözetimi altında önceden kararlaştırılan baskı adedinde temiz sonuçlu işler seçilerek numaralaması yapılır, imzalama işlemi tamamlanır ve geriye iş kalmış ise yine imha edilerek üretim tamamlanır ve eser görüşe hazır hale getirilir. Baskı işlemindeki en son aşama kalıbın imhasıdır. Bu baskılar gerçekleştirildikten sonra kalıplar imha edilir. Böylece yeniden basılması mümkün olmayacak hale getirilir. Özgün baskının genel prosedürü budur.

Bu noktada altı çizilmesi gereken noktalardan biri de baskı adedine ilişkindir. Türkiye’de baskı resim üretimi, genellikle 50 veya 100 gibi rakamlarla yapılıyor olsa da Amerika ve Avrupa'da bu rakamların 500’lere ve hatta 1000’lere ulaştığını görüyoruz. Bu, gelişmiş bir koleksiyonerlik ve satış atmosferinin ülkemizde hâlâ oluşmaması ile ilgili bir durumdur.

Çoğu zaman özgün bir baskı resim üretmek, kullanılan tekniklerin üretim zorluğundan ve gerektirdiği emekten dolayı, yağlıboya veya suluboya gibi tekniklere oranla çok zaman ve uğraş gerektirir.

PROF.DR.SÜLEYMAN SAİM TEKCAN

 

Türkiye'de Baskı Resme Bakmak için tiklayin

 

English content goes here. Maybe with some bold text