IMOGA, 100’ün üzerinde Türk ve yabancı sanatçının ürettiği 5000’I aşkın eser ve 30’un üzerinde sanatçının bağış ve satın alma yolu ile koleksiyona katılan 200’ün üzerinde eser ile, dünyanın sayılı özgün baskı resim koleksiyonlarından birine sahiptir. Bu etkileyici sistem ve sonucunda ulaşılan koleksiyon boyutu ile IMOGA, kendine tüm dünya sanat çevrelerinde haklı bir yer edinmiş, Türkiye’nin öncü bir sanat kurumudur.

Süleyman Saim Tekcan Özgün Baskı Atölyesi’nden IMOGA’ya Ulaşan Bir Sanat Yolculuğu

Her şeyden önce ülke gençliğine hizmet vermek amacı ile tutuşan genç bir eğitimci, idealist bir insan olarak yola çıkan Süleyman Saim Tekcan için özgün baskı, yaratım dili için cazibesi olan bir resim türüydü ki, 1960’lardan başlayarak, sanatçının tüm dönemlerine damgasını vurdu. Tekcan’ın sanatçı kişiliğinde tüm yaratım süreci boyunca öne çıkan araştırmacı, yenilikçi ve kendini yinelemeyen kişiliği; keşif özellikleri uçsuz bucaksız, geniş olanaklı ve bir o kadar da bilinmeyenle dolu baskı resim tekniği ile bütünleşti. Ve tekniklerinde artan hakimiyeti, özgün baskının olağanüstü zengin imkanlarının verdiği heyecan ve coşku ile, bu alanda sadece üretmekle değil, sanatçılığı kadar önde tuttuğu eğitimcilik ruhu ile de özgün baskının ülke çapında yaygınlaşmasını sağlamak için, başarılı sonuçlar doğuran girişimlerde bulundu.

Süleyman Saim Tekcan, güzel sanatlar eğitimini tamamlayıp, yaşama bir eğitmen ve sanatçı olarak adım atma döneminde yaşam misyonuna dair durumunu sorguladı. Bu sorgulamanın sonucunda vardığı kanı şuydu: Türkiye’de çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma hedefinde önceliği oluşturan eğitim sadece okullarla sınırlı kalamazdı, bunun için toplumsal bazda, sosyal ve yaygın eğitimin gereği kaçınılmazdı.

Tüm uygar toplumlarda medeniyetin en önemli ölçütü toplumların kültür ve sanatta ulaştıkları seviyedir: Sanatın geniş kitlelere ulaşabilmesi için her anlamda erişilebilir olması gereği, bu gelişme için bir önkoşuldu. Bu bilinçle, gerek kendi sanatsal üretimi açısından araştırma ve deneysel gelişime açık olan üretim imkanlarını sunması ve gerekse sanat eserinin tekillikten çıkarılarak çoğul paylaşıma olanak tanıması ve bu yolla da maddi anlamda erişilebilir bir boyuta imkan vermesi açısından, sanatçı, tüm sanatsal üretiminde özgün baskı resmi öncelik olarak benimsedi.

Türkiye’de pek çok üniversitede özgün baskı atölyelerinin kurulması ve eğitiminin başlatılmasının yanı sıra 1974 yılında, Türkiye’nin ilk profesyonel özel atölyesini kurdu. Sanat eğitimciliği ve üretimciliğini yoğun bir tempoda sürdüren Süleyman Saim, tüm makine donanımını Almanya’dan getirdiği örnek projeleri uygulayarak, kendisinin oluşturduğu bu atölye ile Türkiye’de özgün baskı resim adına önemli bir örnek oluşturdu. Başlarda sadece kendi üretimi için düşündüğü atölyesinin imkanlarını çok geçmeden döneminin önemli sanatçılarına ve eğitimcilerine de açma kararı aldı. Bu kararın altında; sanatın yaygınlaşması adına sanat izleyicisinin farklı beğenilerine cevap verecek çeşitlilik ve boyutta sanat eserinin üretilebileceği olanakların oluşturulması ve henüz özgün baskı resim ile tanışmamış ancak sanatsal başarı adına büyük önem taşıyan sanatçıların, bu tekniklerle tanışarak üretim aşamasında önünün açılması amacı vardı.

Bu amaçla kısa sürede oluşturduğu tüm teknik imkanları, özgün baskıda ulaştığı üstün bilgi ve tecrübesi ile birlikte tüm sanatçıların katılım ve üretimine sundu.

Kuruluşunun 10. yılı olan 1984 yılında, Çamlıca eteklerindeki yeni binasına taşınan atölye, burada genişleyen olanakları ve gelişen kimliği ile uluslararası alanda da tanınan ismini aldı

Artess Özgün Baskı Atölyesi...

Sanatçılar buradaki çalışmalarına karşılık belli bir bedel ödemek yerine -bugün kabul gören ressam ve heykeltraşları tanıtan A.B.D.’deki baskı kuruluşlarında uygulanan sistem gibi- baskılarından bir bölümü atölyeye bıraktılar. Tekcan’ın baskıya olan bağlılığı, sırf yaratma sürecinden keyif almasından dolayı değil, aynı zamanda ekonomik, politik ve pratik anlamda ülkesini geliştirmeye yardımcı olma isteğinden dolayı da sanatçılar arasında fikir alışverişi yaptığı bir merkez konumuna geldi. Zamanla burası, Amerika ve Avrupa’daki baskı merkezlerinde görülen bir anlayış ile sanatçıların bir araya geldiği, sanat hakkında konuşulup, tartışılan ve aynı zamanda da üretim yapılan bir mekan oldu. Günümüzde ise tümüyle amaca yönelik olarak inşa edilen özel bir binaya taşınan Artess Özgün Baskı Atölyesi, 2004 baharından bu yana, oluşumuna olanak sağladığı daha kapsamlı bir kurumsal yapının çatısı altında üretimine devam ediyor. Ve atölye, otuz yılın deneyimi, eser ve tecrübe birikimi ile yeni bir boyutta tekrar inşa edildi.

 

IMOGA, owns one of the world’s rare collection of prints, with more tahan 5000 prints made by owner 100 Turkish and foreign artists and with another 200 prints which were either donated or bought and included in the collection. By means of its vast collection and its impressive system, IMOGA has proven to be one of Turkey’s leading art foundations and has acquired an important place in the art world. 

From Süleyman Saim Tekcan’s Printmaking Studio to IMOGA...

Süleyman Saim Tekcan started off as a young and idealist educator, fascinated with the potentials of printmaking. From the 1960’s on, printmaking played a major part throughout his expedition in art. Tekcan’s innovative and inquisitive character reflected on to his prints. As he mastered in the technique, he spread his excitement and enthusiasm not only by forcing the limits of printmaking, but also by continuing his mission as an educator throughout the country.

Süleyman Saim Tekcan believed that in order for Turkey to reach a civilized and modern standard, education could not be limited to schools and had to be given socially in an extensive manner.

The most important criterion for a civilized community is the level attained in arts and culture. In order for art to reach a wide spectrum of people, accessibility in every sense is a must. With this in mind, Tekcan generously shared his facilities and accorded priority to printmaking since it enabled reproduction of a more affordable art work, allowing it to reach a wider span of people.

Tekcan not only played a role in the establishment of printmaking studios in universities, but also founded the first professional private printmaking studio in 1974. He provided an important example for printmaking in Turkey, by building his own print machines with the help of the drawings he brought back from Germany. The studio which he initially intended for his own use soon became a center for many other artists. This not only enabled varied ranges and sizes of artworks to open up to the demand of a broader audience, but also made possible for other artists to learn and execute printmaking.

In 1984, the studio was relocated to Çamlıca with increased facilities, gaining its internationally recognized name: Artess Printmaking Studio...

The artists, instead of paying a fee in return for using the facilities of the studio, left a portion of their prints to the studio, a system common in print foundations in the U.S. Tekcan’s devotion to printmaking was based not only on the joy he had from the process, but also on his commitment to help develop his country economically, politically and practically. His studio soon evolved into a center in which artists came to exchange and discuss ideas, as well as to produce.

Since 2004, Artess Printmaking Studio now has a new home